
Türkiye’de özelleştirilen her kurum gibi eğitim sisteminin de özelleşmesi okulları ticarethanelere dönüştürdü. Eğitim sisteminin özelleştirilmesinin ardından yaşanan dezavantajlardan biri de ders içeriklerinin niteliklerini kaybetmesi oldu. Diğer branşlar kadar bu durumdan nasibini alan yabancı dil eğitiminin önemi, eğitimde yaşanan sıkıntılar ve yabancı dil öğretmenlerinin maruz kaldığı zorluklar konuşulması gereken önemli konulardan biri haline geldi.
Haber: Olcay Aytürk – (Çukurova Bülten Haber Merkezi)
Çukurova Bülten’e konuşan eğitim emekçisi S.S. ile Türkiye’de yabancı dil eğitiminin durumunu değerlendirdik. Eğitim emekçisi S.S., dil öğrenmenin sadece çocuk gelişimi üzerinde değil, her yaş grubu için çok önemli olduğunu vurguladı.
S.S, yabancı dilin nörofizyojik etkilerinden, sosyal- duyusal gelişime, hastalık önlemesine kadar bir çok faydası olduğunu belirtti. Eğitim sitemindeki sorunların çözülmesi gerektiğini söyleyen eğitim emekçisi, “En kökten çözüm eğitimin tamamen kamusal, laik, parasız ve eşitlikçi olması” vurgusunu yaptı.
“Dil öğrenme süreci hem keyifli hem de üretken bir boyut kazandırır”
Kendinizden bahseder misiniz?
Merhaba, MEB’e bağlı bir okulda Almanca öğretmenliği yapmaktayım. Meslekte 11. Yılım. Üniversite’de Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okurken, aynı zamanda pedagojik formasyon eğitimi aldım.
Yabancı dil eğitiminin, çocuk gelişimi üzerindeki etkileri nelerdir sizce ve Yabancı dil eğitimi, hangi yaş grubu üzerinde daha etkilidir?
Yabancı dil öğrenmenin etkileri üzerine sayısız araştırma yapılmış aslında. Ama en temel olarak sağladığı şey öğrenilen dilin mantığı, cümle yapısı, kelime benzerlikleri, semantiği üzerine bir karşılaştırma yapma olanağı sunmasıdır. Kurulan her bağlantı zihnimizde yeni ufuklar açar. Bu işin nörofizyolojik boyutu. Onun dışında dil öğrenirken kullandığımız materyallerin, o dilin kültürü, coğrafyası, tarihi, gündelik yaşantısı ile ilgili açık veya örtük kodları içermesi gerekir. Böylece dil öğrenme süreci hem keyifli hem de üretken bir boyut kazanır. Bu durum da empati yeteneğinin ve hoşgörü kültürünün oluşması zeminini kurmamızı sağlar.
Yabancı dil eğitiminin her yaş grubu için geliştirici ve interaktif bir süreç olduğunun düşünüyorum. Elbette erken yaşta dil öğrenmek son derece verimlidir, ancak bunu sadece çocukluk dönemi ile sınırlandıramayız. Yapılan araştırmalar, dil öğrenmenin Alzeimer ve Demans hastalıklarına karşı etkili olduğunu söylüyor.
“Yurt dışında yabancı dil eğitimi alıp almamak bir tercih değil, sınıfsal bir meseledir”
Okullarda yabancı dil eğitimimin önemi nedir?
Okullarda yabancı dil eğitimi konusu ülkemizde ciddi sıkıntılar barındırıyor. Gerçi hangi branş hakkında soru sorsanız benzer tepkilerle karşılaşırsınız. Çünkü yabancı dil eğitimi müfredatın bütününden bağımsız bir konu değil. Devlet okullarında verilen yabancı dil eğitiminin niteliği düşürülerek, bu misyon bir pazarlama aracı olarak özel okullara yükleniyor. Normal koşullarda tabiki öğrencilerin kendi akranları ile birlikte yeni bir dili keşfetme yolculuğu neden keyifli olmasın?
Yabancı dil egitimi ve öğrenimi için yurt dışına çıkmak ile ülke içinde eğitim almak arasında ne tür farklar var. Sizin bir öneriniz olur mu bu konuda?
Yabancı dil eğitimi için yurt dışına çıkmak, özellikle öğrenilmesi hedeflenen dilin ülkesinde olmak duyduğunu anlama ve konuşma pratiğini güçlendirme açısından çok etkilidir. Burada her ne kadar eğitim alsak da, oradaki gibi bir pratik yapma imkanımız olmayacak ve öğrenilenler dilbilgisi ya da kelime ezberlemiş olma noktasında tıkanacaktır. Yurt dışında yabancı dil eğitimi alıp almamak aslında bir tercih değil, sınıfsal bir meseledir.
“Parayı verenin dil öğrenebildiği bir düzen”
Yabancı dil öğretmenlerinin karşılaştığı sorunlar nelerdir? Çözüm önerileriniz var mı?
Yabancı dil öğretmenlerinin karşılaştığı sıkıntıların başında materyal problemi geliyor. MEB’in gönderdiği ders kitapları son derece kötü ve yetersiz. Çocukların ekonomik durumu da ek bir kaynak kitap alacak durumda değil. Akıllı tahtalar üzerinden bazı videolar ya da oyunlarla destekleyici içerik bulmak öğretmene kalıyor. Bu işin kaynak kitap kısmı. Yine önemli bir sorun sınıf mevcutlarının fazlalığı. Normalde en fazla 20 kişilik sınıflarda dil eğitimi verilmesinin sağlıklı olacağını düşünüyorum. Okuma, telaffuz, yazma, dinleme alıştırmalarının sağlıklı yapılabilmesi için sınıf kontrolünün ikinci planda olması gerekir. Bu da daha az mevcutla mümkün.
Çözüm önerim daha iyi içerikte ders kitaplarının hazırlanması, düşük mevcutlu ve teknolojiye uyumlu sınıflar oluşturulması. Ancak dediğim gibi bu mesele özel okulların reklam malzemesi. Parayı verenin dil öğrenebildiği bir düzen. Esasen en kökten çözüm eğitimin tamamen kamusal, laik, parasız ve eşitlikçi olması. Bu sadece yabancı dil öğrenimi ve öğretimi için değil, tüm branşlar için geçerlidir.